Akın Öztürk'ten Kafaları Karıştıran İfade

Gündem 11:06 | 19 Temmuz 2016

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından darbecilerin en üst düzey ismi olarak gözaltına alınan Akın Öztürk, ilk ifadesini verdi. Öztürk'ün ifadesi kafalarda soru işareti yarattı.

DARBE girişiminin 1 numaralı sorumlusu olduğu iddia edilen eski Hava Kuvvetleri Komutanı YAŞ üyesi Orgeneral Akın Öztürk, suçlamaları kabul etmedi. Öztürk, darbe girişimiyle ilgisinin olmadığına ilişkin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler tanık göstererek, “Askeri darbeyi planlayıp yöneten bir kimse değilim. Ordu içerisindeki paralel yapı ile mücadele etmek için elimden gelen gayreti gösterdim. Askeri darbe girişimi güçsüz bir Türkiye isteyen yabancı misyonların işi olabilir. Pensilvanya’daki kişinin emir verip bu işi yaptırabilecek gücü yoktur. Bu olayda paralel yapı kullanmış olabilir” dedi.

Ankara Adliyesi’nde savcılık sorgusu sonrası tutuklanan Akın Öztürk, şunları söyledi:

İKNA ETTİM

“Kimin planlayıp yönettiğini bilmem. Torunlarımı görmek için Akıncı Üssü’ne gittim, lojmanda akşama kadar vakit geçirdim. Akıncı Üssü’nde devamlı hareketlilik olduğu için ben önce bir şey fark etmedim.

Televizyonda gelişmeleri izliyordum. Hava Kuvvetleri Komutanı beni aradı ve uçakların Ankara’da alçak geçiş yaptığını söyledi, ‘bu duruma müdahale et’ dedi. Bunun üzerine üs komutanlığına telefon ettim. Görüştüğüm kişi Genelkurmay Başkanının da üste olduğunu söyledi. Hemen yanına gittim. Bir oda içerisinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Tümgeneral Kubilay Selçuk ve Tuğgeneral Mehmet Dişli ile birlikte çay içiyordu.

Bana ‘Bunlar bu işi yaptılar, bunlarla konuş ikna et’ dedi. Ben onlarla konuşmaya başladım. Bu sırada İstanbul’da tankların üzerine insanlar çıkmıştı. Üste oda içerisinde televizyon açıktı. Kubilay Selçuk ve Mehmet Dişli’ye darbenin başarılı olmayacağını, demokratik kurumların işlediğini, halkın bu işe tepki gösterdiğini anlatıp ikna etmeye çalıştım.

Onlara emir verme yetkim yoktur. Ancak bir büyük olarak ikna etmeye çalıştım. Telkinlerim sonuç verdi. İkna oldular. Yeni uçak üstten havalanmadı. Havadakilerin görevleri devam etti. Üsse dönen uçaklar bir daha gönderilmedi. Sonunda onlar ikna olunca Genelkurmay Başkanı, başbakanla görüştü. Bana ‘sen burada kal, bunları iyice ikna et’ dedi. Daha sonra helikoptere binip Başbakanlık’a gitti. Her şeyden emin olduktan sonra helikopter ile Başbakanlık’a gidecektim. Helikoptere bindim havadaki uçaklardan ateş açıldı. Üsse geri döndüm. Bacağımdan yaralandım. Genelkurmay 2. Başkanı’nın üste olduğunu öğrendim. Onun bulunduğu odaya gittim. Gözleri bağlıydı. Gözlerini açtım. El ve ayakları bağlıydı, çözdüm. Onunla birlikte helikoptere binip üstten uzaklaşamadık çünkü havada uçaklar dolaşıyordu. Uzun süre üste kaldık.

Başka bir yerde Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal ve diğer generallerin bulunduğunu öğrendim. Önce Abidin Ünal’ı ziyaret ettim. Koruması için başına iki nöbetçi koydum. Özel Kuvvetler Komutanı Albay Murat, üsse girip Fahri Kasırga ve Kara Kuvvetleri Komutanını kurtardı. Yaşar Güler’i yanıma alıp önce Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal’ın bulunduğu yere gittik. Daha sonrada misafirhanede tutulan hava generallerini kurtardık. Biz Abidin Ünal ile birlikte karargaha kaldık. Yaşar Güler evine gitti. Daha sonra ben de evime gittim. Beklemeye başladım. Beni gelip alacaklarını düşünüyordum. Gece saat 01.30 sıralarında Merkez Komutanı beni gözaltına aldı.”