Başkanlık Sistemi Nedir?

Gündem 14:49 | 25 Ekim 2016

Başbakan Binali Yıldırım'ın görüşmek için TBMM'ye getireceğini açıkladığı Başkanlık Sistemi nedir?

1. Nedir Şu Başkanlık Sistemi?

Kanun yapma gücü olan yasama, toplumda bireyle diğer gerçek ve tüzel kişiler arasında oluşan ihtilafları bu kanunlara uygun olarak çözme gücünü kullanan yargı ve kanunları uygun olarak idareyi yöneten yürütme organlarının birbirinden sert ayrılığı ilkesine dayanan bir yönetim biçimidir.

Başkanlık sistemlerinde devlet başkanı yürütme organının başıdır ve belirli bir dönem için doğrudan halk tarafından seçilir. Bu dönemde Başkanı değiştirmek mümkün değildir. Başkan kabineyi halktan aldığı bu yetkiyle tek başına kurar ve Bakanlar Kurulu doğrudan kendisine bağlıdır. Başkan veya Bakanlar Kurulu üyeleri Parlamento'nun bir üyesi değildir. 

Uygulamada değişiklik göstermekle birlikte Başkanlık sistemlerinde genel olarak Başkanların Meclis tarafından kabul edilen kanunları "veto" etme hakkı bulunmaktadır. Buna karşın Meclis'in de belli bir çoğunlukla "vetoyu veto etme" yetkisi bulunur.

null

2. Hangi Ülkelerde Başkanlık Sistemi Var?

ABD, Afganistan, Angola, Arjantin, Benin, Bolivya, Brazilya, Burundi, Şili, Kolombiya, Komoros, Kongo Cumhuriyeti, Kosta Rika, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Gambiya, Gana, Guatemala, Honduras, Endonezya, Kenya, Liberya, Malavi, Maldivler, Meksika, Myanmar, Nikaragua, Nijerya, Palau, Panama, Paraguay, Filipinler, Şeyseller, Sierra Leone, Güney Sudan, Sudan, Türkmenistan, Uruguay, Venezuela, Zambiya ve Zimbabwe.

3. Parlamenter Sistemden Farkı Ne?

Başkanlık sisteminin bütün mantığı yürütme organı ile yasama organını ayırmaktır. Bu yüzden milletvekilleri ayrı, Başkan ayrı seçilir. Buna karşın parlamenter sistemde halk yapılan serbest seçimlerle parlamentoyu seçer, milletvekilleri de kendi aralarından bir Başbakan ve Bakanlar Kurulu seçerler. 

Parlamenter sistemde yürütme organının başı olan Başbakan Meclis'in güvenoyunu alarak göreve başlar. Herhangi bir olumsuzluk olduğunda Meclis güvenoyu yoklaması ile Başbakan'ı görevden alabilir, halbuki Başkanlık sisteminde ne olursa olsun Meclis Başkan'ı görevden alamaz. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan seçilen William Henry Harrison göreve başladıktan 30 gün sonra vefat edince yerine otomatik olarak Başkan Yardımcısı John Tyler geldi. Hiçbir popülerliği veya halk desteği olmamasına rağmen Başkanlık döneminin sonuna kadar yürütme organının başında kalarak ülkeyi yönetti. Böyle bir olumsuzluğun parlamenter sistemde olması mümkün değil.

Başkanlık sisteminde genel olarak Başkanın bazı özel yetkileri vardır. Parlamenter sistemde ise Başbakanın veto yetkisi gibi bir yetkisi bulunmaz.

Başkanlık sisteminde Başkan aynı zamanda Silahlı Kuvvetlerin de başıdır ve buna ilişkin de bir çok yetki kullanır. Buna karşın Parlamenter sistemde bu kadar yüksek seviyede yetkiler bulunmaz.

null

4. Başkanlık Sistemine Geçersek Çağ Atlar Mıyız, İnkişaf Ederek Uzaya Çıkar Mıyız?

Böyle olması zorunlu değil. Resimdeki kişi Başkanlık sistemine sahip Gambiya'nın Başkanı Yahya Jammeh. Gambiya ve Başkanlık sistemi ile yönetilen bir çok ülke bu sistemle çağ da atlayamadı, yıldızlar arası seyahate de çıkamadı. Yani Başkanlık sistemi  fiziksel bir zorunluluk olarak ülkelerin gelişmesine, ilerlemesine, demokratik hakların daha iyi korunmasına neden olmuyor. Esasında Başkanlık Sistemine yönelik en büyük eleştiri bu sistemin demokratik hak ve özgürlükleri yok etmesi, otoriter bir yoğunlaşma ile bütün kuvvetlerin tek bir kişinin elinde toplanmasına neden olması yönünde. Bir çok uygulamada Başkanlık sistemi diktatörlüklere yol açıyor.

Demokrasi, temel hak ve özgürlüklerin hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın hukuk devleti garantileri ile korunduğu çoğulcu bir rejimdir. Bir ülkede demokrasiden bahsedebilmek için yalnız "serbest seçimler" yapılması yeterli değildir. Serbest seçimler de demokrasinin diğer kuralları gibi temelde bir hükümetin insan haklarını yok ederek, ülke üzerinde yaşamakta olan vatandaşların haklarını gasp etmesini engellemek için yapılan uygulamalardan biridir. Demokrasinin diğer kuralları olmazsa, tek başına serbest seçimler yapılan bir ülkeden demokrasi diye bahsedilemez. 

Dolayısıyla fren ve denge mekanizmalarının çalışmadığı, hukuk devleti anlayışının bulunmadığı, yerel yönetimlerin belli haklara sahip olmadığı, bütün gücün merkezde toplandığı bir ülkede Başkanlık sistemi "demokratikleşmeyi" sağlamaz, tersine güç yoğunlaşması ile bütün güçlerin tek bir kişinin elinde toplandığı bir baskı rejimine dönüşebilir.

null

5. Başkanlık Sistemi Yönetim Krizi Çıkmasını Engeller mi?

Hayır. Amerika Birleşik Devletleri gibi federal olarak örgütlenmiş yani yerel yönetim birimlerinin çok güçlü yetkilere sahip olduğu, milletvekillerinin gevşek bir disiplinle partilerine bağlandığı böylece parti liderinin herkesi kontrol edemediği, köklü bir demokrasi tarihine sahip, temel özgürlüklerin en yüksek seviyede korunduğu bir ülkede bile Başkanlık sistemi kriz çıkmasını engelleyemedi. 

Yürütme organı ile yasama organının başka partilerden oluşması halinde Başkanlık sistemi çözülemeyecek krizler yaratabilir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri henüz 2 yıl önce bütçe geçiremeyerek büyük bir kriz yaşadı.

Bu krizi engellemek için parlamento üyelerinin parti ve dolayısıyla devlet Başkanı seçilecek kişiye sıkı bir şekilde bağlanması gibi yöntemler denenebilir ancak bu halde Başkan parlamentoyu da kontrol edeceği için ülkedeki demokrasi ortadan kalkma eğilimine gider ve ülke diktatöryaya dönüşür. Bu örnekler de dünyada çeşitli ülkelerde yaşandı.

6. Başkanlık Sistemi İstikrar Getirir mi?

Yapılan araştırmalar tam aksini gösteriyor. İddia edildiğinin aksine başkanlık sistemlerinin hayat ümidi parlamenter sisteminin yarısından daha az. Başkanlığın çökme riski parlamenter sisteminden iki kat daha fazla. Kurulmuş olan demokratik rejimlerin hayatı ne kadar diye yapılan bir araştırmada ekonomik büyüme devam ettiği müddetçe parlamenter sistem ortalama 111 yaşayabilirken, Başkanlık sistemi sadece 56 yıl devam edebiliyor. 

Başkanlık sistemi siyasal partiler ve toplumsal kesimler arasındaki çatışmaları arttırıyor, bu durum da iktidarda bulunan partiyi iktidarını devam ettirmek için ağır bir hegemonya kurmaya sevk ediyor. Eğer bu tansiyonu azaltacak Federal yapılanma, güçlü yerel yönetimler, demokratik bir seçim sistemi ve gevşek disipline sahip siyasal partiler rejimi gibi unsurlar bulunmazsa, bu halde Başkanlık sistemi toplumu içinden normal yollarla çıkılamayacak krizlere sevk ediyor. Endonezya'daki Suharto rejimi ve benzer örnekler, bu krizlerin ne kadar ağır sonuçlara yol açabileceğini gösterdi.

null

7. Türk Tipi Başkanlık Sistemi Nedir?

Ne olduğu belli değil. Bu başkanlık sisteminde Meclis'in iki kanatlı olmayacağı yani Senato'nun bulunmayacağı söyleniyor. Ülkenin federal bir şekilde yeniden örgütlenmeyeceği de ifade ediliyor. Böylece Başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülkede demokrasinin  yaşamasının garantileri de azaltılıyor. Önerinin şimdiye kadar ortaya çıkan kısmından anlaşılan Başbakan'ın yetkilerini aynen alıp Cumhurbaşkanı'na vermek ve Başbakanlık ofisini fesh etmekten ibaret. Yani Yasama ve yürütme organını kontrol eden, yargıda inanılmaz bir etkinliği olan son derece mütehakkim bir Başkanlık ofisi kurulması öneriliyor. Gelen haklı eleştirisi ise böyle bir rejimde demokrasinin gelişmesinin mümkün olmayacağı yönünde.

BAŞKANLIK REFERANDUMU NE ZAMAN?

Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, yeni anayasa çalışmaları ve referandumla ilgili tarih verdi. Yeni anayasa için Ekim ya da Kasım ayında referanduma gitmeye hazırlandıklarına işaret eden Bakan Müezzinoğlu, "Artık bu muhalefetin engellemesinden milletimizde kurtulsun, bizde kurtulalım ve inşallah sağlıklı bir anayasa değişikliği bu sene yapalım" dedi.

Bölge değerlendirme toplantısı ve 102 ambulansın dağıtım töreni için Edirne'ye gelen Bakan Müezzinoğlu, programının son bölümünde AK Parti İl Başkanlığı'nda partililerle bir araya geldi. Konuşmasında yeni anayasa için referandumla ilgili tarih veren Bakan Müezzinoğlu, 'Bunu engellemek için kim çukur kazıyorsa, o çukura önce onları gömeriz. Ve inşallah millet, kendi önünü kesen, kendi geleceğini, kaderini belirlemekte olumsuz tavır takınan muhalefeti de 12'inci defa mı olacak, 22'inci defa mı olacak ama artık bu muhalefetin engellemesinden milletimizde kurtulsun, bizde kurtulalım ve inşallah sağlıklı bir anayasa değişikliği bu sene yapalım. Ve Ekim-Kasım gibi de bir referandumla milletimize gidelim' dedi.

"TÜRKİYE BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE BİRLİKTE DAHA HIZLI KOŞAR"

Bakan Müezzinoğlu, Türkiye'nin başkanlık sistemi ile birlikte daha hızlı koşacağına, daha güçlü yürüyeceğine değinerek, 'Ey millet, siyaseti senin için yapıyoruz. Milli irade sensin. ?Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir' demiş Cumhuriyetin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk. Niye korkalım ki senden? Senin için siyaset yapıyorsak, sen ne diyorsan onu yapacaksak, milli iradenin hak ve hukukunu korumanın önünü açmak için sana geliyoruz. Evet, başkanlık sistemi istiyorsan, başkanlık sistemine ?evet' diyorsan başkanlık sistemi ile gideriz, Türkiye daha hızlı koşar, daha güçlü yürür. Ama mevcut parlamenter sistemin güçlendirilmiş yapısını istiyorsan, onu da adam gibi yapalım, o da adam gibi sana hizmet etsin' diye konuştu.

"BU MİLLETİN ÜMÜĞÜNÜ SIKAN BU ANAYASADAN BU MİLLETİ KURTARMALIYIZ"

Milletin önünü açan, milletin yarınlarını geleceğe güçlü taşıyan, milli iradenin hak ve hukukunu koruyan bir anayasanın öneminde değinen Bakan Müezzinoğlu, 'Sizlere ve bizlere önemli sorumluluklar düşüyor. Bu milletin ümüğünü sıkan bu anayasadan bu milleti kurtarmalıyız. Bu milletin gelecek hayallerini karartan, dinamiklerini, enerjisini toprağa gömen bu anlayışı biz toprağa gömmeliyiz. Milletin önünü açan, milletin yarınlarını geleceğe güçlü taşıyan muasır medeniyet seviyesindeki o hedefe götüren özgürlükçü, demokrasiden yana ve milli iradenin hak ve hukukunu koruyan bir anayasa. Utanmadan sıkılmadan diyorlar ki Recep Tayyip Erdoğan kendisi için istiyor. Arkadaşlar millet seçerse olacak ya. Hadi bir defa da cesaret et. Sen kendin için iste ya. Sayın Kılıçdaroğlu, bir defa da kendin için iste ve ben sana destek vereceğim. Sayın Bahçeli, bir defa gel kendin için iste sana destek vereceğim. Çıkın meydana. Ama çıkamıyorsunuz. Ekmek için Ekmeleddin diyerek meydana çıkıyorsunuz. Niye? Milletten korkuyorsunuz. Milleti merkeze almıyorsunuz Niye? Derdiniz millet değil. Niye? Arkanızda sufle veren patronlarınız var. Arkada sufle yapan birçok akranınız var. O nedenle bu yapıyı da, bu duruşu da inşallah el birliği ile değiştireceğiz? ifadelerini kullandı.