Erdoğan'dan Irak Başbakanı İbadi'ye: Sen Kimsin ya?

Gündem 14:42 | 11 Ekim 2016

Avrasya İslam Konferansında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz gün Musul'daki Türk askeri yüzünden Türkiye'yi tehdit eden Irak Başbakanı İbadi'ye sert bir cevap verdi.

Cumhurbaşkanı konuşmasına bir süre ezan arası verdi. Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

''Bu toplantının asıl önemi, Türkiye'de 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminin ardından yapılıyor olmasıdır. Ülkemizdeki darbe klasik bir darbe girişimi olsaydı, bu şuranın gündeminde yer almazdı. 15 Temmuz'u farklı ve bu heyet açısından önemli kılan husus; darbe girişiminde bulunanların kendilerini dini bir cemaat, liderlerini de sözüm ona mehdi olarak görüyor olmalarıdır. Darbecileri motive eden, yıllar boyunca kendilerini gizlemek için adeta çift kişilikli bir hayat sürmeye iten, sonuçta kendi milletine ve ülkesine silah doğrultacak, kan akıtacak şekilde gözlerini karartan sebepleri çok iyi tahlil etmeliyiz.

Bu tehdit (FETÖ) sadece Türkiye'ye mahsus bir tehdit değildir. İslam coğrafyasını kana ve ateşe bulayan El Kaide gibi DEAŞ gibi bu tür örgütlerin de kendilerince çok ulvi gayelere hizmet ettiğini düşünen kişilerden oluştuğunu unutmamalıyız.Fetullahçı Terör Örgütü, kısaca FETÖ olarak adlandırdığımız yapı, hem itikadi sapkınlığıyla hem de eğitim ve ticaret odaklı yöntemleriyle Müslümanlar ve tüm dünya için DEAŞ kadar önemli bir tehdittir.

''BİR FİTNE HAREKETİDİR''

15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra ağustos ayı başında toplanan ülkemizin önde gelen alimlerini, dini adamlarını ve eğitimcilerini bir araya getiren Olağanüstü Din Şurasında bu konuda önemli tespitler yapılmıştır. Her şeyden önce FETÖ'nün bir cemaat veya dini grup olmadığı üzerinde görüş birliğine varılmıştır. Bu örgüt; dini istismar eden, amaçları için her türlü yöntemi meşru gören, şaibeli kaynakları olan, ümmeti ve tevhidi parçalamak için çalışan, gizli yapısı sebebiyle gerçek yüzü görülemeyen bir fitne hareketidir.

null

''BENİM SÜNNİLİK ŞİİLİK DİYE BİR DİNİM YOK''

Mezhepçilik fitnesi, İslam dünyasına müdahalelere kapı açan bir diğer önemli gerekçeyi oluşturuyor. Bugün Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, geçmişte Lübnan'da, hatta bir dönem Türkiye'de aynı oyun oynandı, oynanıyor. Her fırsatta ifade ettim, burada bir kez daha tekrarlıyorum. Benim, yanlış anlamalar vesaire olabilir ama söyleyeceğim, benim Sünnilik diye bir dinim yoktur, benim Şiilik diye bir dinim de yoktur, benim dinim, din-i mübin olan İslam'dır. Elbette şahsen benim de tabi olduğum bir yorum var. Asla bu yorumu İslamın üzerine çıkarmadım çıkaramam.

Avrasya coğrafyası, FETÖ'nün ülkemiz dışındaki ilk açılım alanı ve en yoğun faaliyet gösterdiği bölgedir. Doğu Avrupa ve Orta Asya'da uzun bir fetret döneminin ardından elde edilen özgürlük ortamı, bu örgüt tarafından alabildiğince istismar edilmiştir. Bölgedeki Müslümanların hizmete, ihyaya, irşada en çok ihtiyaç duydukları bir dönemde öne çıkan bu örgüt, maalesef sadece kendi hegemonyasını kurmak için çalışmıştır. Bu şura vesilesiyle FETÖ'nün gerçek yüzünün Avrasya coğrafyasının her köşesinde çok daha hızlı bir şekilde ifşa edileceğine inanıyorum. Sizlerden, bu gayreti, bu desteği özellikle bekliyoruz, bekliyorum.

''HİÇ YAHUDİ TERÖRÜ MUSEVİ TERÖRÜ ATEİST TERÖRÜ DİYE BİR ŞEY DUYDUNUZ MU?''

11 Eylül'den sonra Batı'da başlayan Müslüman düşmalığı artarak devam ediyor. DEAŞ'ın eylemleri Batı ülkelerindeki İslam karşıtlığının yükselmesine neden oluyor. Bugüne kadar hiç Yahudi terörü Musevi terörü Ateist terörü diye bir şey duydunuz mu? Çünkü sadece eylemci Müslümansa terörist inancıyla sıfatlandırılır değilse hiç sözü edilmez.

null

DEAŞ terör örgütüne karşı yürütülen operasyona öyle veya böyle bir şekilde dünyanın dört bir yanından tam 63 ülke müdahil olmuş durumda. Koalisyon diyorlar ya... Bu koalisyonun içinde 63 ülke var. Suriye'de aynı şekilde benzer bir durum var. Diğer ülkelerde de manzara farklı değil. Bizim Türkiye olarak hem ülkemize yönelik terör tehdidinin kaynaklarını barındırması hem de bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuz gereği meseleye müdahil olmamızı istemeyenler diğer ülkelere ses çıkarmıyor. Halbuki eğer Irak ve Suriye'nin başı dertteyse sorunun çözümü için her türlü çabayı göstermek, tedbiri almak en çok Türkiye'nin sorumluluğudur. Bu, her şeyden önce kardeşliğin, komşuluğun bir gereğidir. Bunun için de bir yerlerden izin almaya ihtiyacımız yoktur, almayı da düşünmüyoruz. Bunun da böyle bilinmesini özellikle ifade ediyorum.

Bazı ülkeler, binlerce kilometre uzaktan gelip Afganistan'da ve daha pek çok yerde, kendine tehdit oluşturduğu iddiasıyla operasyon yapacak, Türkiye yanı başında 911 kilometre Suriye sınırı, 350 kilometre Irak sınırı, buradaki tehlikeye müdahale edemeyecek. Biz bu çarpıklığı asla kabul etmiyoruz.

Suriye'de sabır sabır dedik. 14 yaşındaki bir çocuğu Messi'yi çok sevdiği için çocuğun üzerine o formayı giydiriyorlar üzerine bombayı sarıyorlar canlı bomba olarak onu göndererek 56 kardeşimizin ölümüne sebep oluyorlar. Hiç sesleri çıktı mı? Batı dünyasının sesi çıktı mı? Hayır. Artık durulmaz dedik Cerablus'a girdik DEAŞ'ı oradan attık. El Rai'den de attık. Güneye doğru DEAŞ'ı PYD'yü sürüklüyoruz.

''ÖNCE HADDİNİ BİL''

Şu anda Irak'ta, yakında da Musul'da yapılacak operasyonlara aynı anlayışla, nasıl Cerablus'ta katıldıysak, nasıl Rai'de katıldıysak, evet şimdi yine söylüyorum. Şahsıma hakaretler ediyor, sen benim zaten muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin, Irak'tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız, bunu böyle bilesin. Kim bu Irak'ın Başbakanı. Önce haddini bil... Şu anda kendileri Başika üssünü kurmamız için Sayın Davutoğlu döneminde bizlere talepleri var, bunların hepsinin canlı kayıtları var ve bugün yarın bunların hepsi televizyonlarda yayınlanacak. Buna rağmen Başika üssüne girilmiştir, şimdi diyor ki; 'Buradan çekilin.' Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu sizlerden talimat alacak kadar kalitesini kaybetmiş değildir. Gereği neyse bunu biz gerektiği şekilde bugüne kadar nasıl yaptıysak yapmaya devam edeceğiz.

null

Irak'taki bütün bu gelişmeler karşısında biz Irak'a ırak kalamayız. Seyirci kalamayız. Oradaki kardeşlerimizin çağrısına sağır kalamayız. Hemen her gün vatandaşlarını PKK ve DEAŞ terörüne kurban veren bir ülke olarak buradaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Suriye ve Irak yönetimlerinin ülkemize yönelik insaf sınırlarını aşan itham ve ifadelerinin hiçbir makul tarafı bulunmuyor. Irak ve Suriye'de terörle mücadele için bulunduklarını söyleyen ülkelerin çoğunun derdinin buralardaki insanlar olmadığını geçtiğimiz 6 yılda yitirilen yüz binlerce can, tahrip edilen koskoca bir tarihle acı bir şekilde hep birlikte gördük. Bu tablo karşısında azıcık vicdanı olan, mensubu bulunduğu dine hürmeti, topraklarındaki mazlumlara saygısı olan kimse Türkiye'ye destek olur, Türkiye'nin önünü açar.

Türkiye'nin, kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur, egemenliğinde gözü yoktur. Bin yıldır beraber, kardeşçe yaşadığımız bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bizim kendi topraklarımızın güvenliğini sağlamak ve bölgedeki Müslümanların esenliğini istemek dışında bir gayemiz söz konusu değildir. Terörle mücadelede de stratejimiz bundan sonra değişecek.''