Erdoğan: Lozan'ı Bize Zafer Diye Yutturdular

Gündem 13:43 | 29 Eylül 2016

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlara yaptığı konuşmada Lozan Anlaşması ile ilgili çok çarpıcı bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Toplantılarımızı başlattığımı 2015 yılının Ocak ayından bu yana muhtarlarımıza özellikle şunu ifade ettim, sizlerle bir araya gelmek için bu buluşmalar çok önemli dedim.

Aramıza bir darbe girişiminin de girmeye çalışacağı aklıma gelmemişti.

Maruz kaldığımız ihanetler içinde bu darbe girişimi çok farklı yere sahip. Daha önce doğrudan biz hedef oluyorduk. Ülkemiz ve milletimiz yaşananlardan dolaylı olarak etkileniyordu. Bu defa bizimle birlikte bizzat milletimizin kendisi hedef alındı.

Adını doğru koymak lazım, 15 Temmuz'da Türkiye örtülü bir işgal girişimine maruz kaldı. TSK içinde yuvalanan bir cuntanın eseri olmasından dolayı elbette bir darbe girişimidir. 15 Temmuz aynı zamanda bir terör saldırısıydı.

Bunlar milletin imkanlarıyla bu işi başarırız zannediyorlardı. Ama bu millet şöyle ortaya çıkar, meydanlara dökülür, biz ne ne yaparız diye bunu düşünmemişlerdi. 

Hem projenin gerisindeki siluetler hem de darbenin başarılı olması halinde hayata geçirilecek niyetler itibariyle 15 Temmuz, 1912'den 1923'e kadar geçen kısa sürede 5'te 1'e düşen topraklarımızdan elimizde kalanın işgali teşebbüsüydü. İşte millet o toprakları bunlara teslim etmedi. Sonuçları itibariyle benim milletim yüce bir millet. Hani o çılgın Türkler diyorlar ya işte o millet.

15 Temmuz, Türk milletinin ikinci kurtuluş savaşıdır. Bunu böyle bilelim. 

'Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştılar'

Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Oralar bizimdi. Oralarda bizim hala camilerimiz var. Ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak diye konuşuyoruz. Hala bunun mücadelesini veriyoruz. İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar o anlaşmanın hakkını veremediler. Veremedikleri için bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Bu darbe başarılı olsaydı Sevr'i dahi arayacak noktada olurduk. 

Eğer lider taşın arkasına saklanmazsa o millet dağın arkasına saklanmaz. 

O gece millemizle yürüdük. İstanbul'da milletimiz havalimanını kuşatmamış olsaydı FETÖ'nuın uçakları, tankları bize de ölüm kustururdu. Demek ki şehadet nasibimizde yokmuş ki bugün sizlerle buradayız. Ne mutlu o kutlu makama ulaşan kardeşlerimize. 

OHAL'in uzatılması

Bilindiği gibi ülkemizde MGK'nın tavsiyesi ve hükümetimizin kararı ve Meclisimizin onayıyla 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmişti. Bu konu çok önemli. Şu olağanüstü hal konusunu sağa sola çekmeye çalışanlar var. Şimdi ben sizi bununla etraflıca paylaşayım. Benim muhtarım bunu anlar ya o bize yeter. Ama birileri bir şeyi anlamıyor; atanmış kimdir, seçilmiş kimdir? Benim muhtarım seçilmiştir. Demokrasi noktasında benim muhtarımla aramda bir fark var mı? Yok. O da seçilmiş ben de seçilmişim.

 KHK, OHAL vs bu uygulamaların sadece terör örgütleriyle mücadelede sınırlı kalacağı ilk günden ifade edilmiştir. Biz çünkü 14- 15 sene önce geldiğimizde de OHAL vardı ama o zaman sokağa dahi çıkılamayan yerler vardı. Şimdi böyle yerler var mı? Yok. Rahat rahat sokağa çıkıyorsun, alışverişini yapıyorsun. 

Geçen iki ayı aşkın sürede OHAL terörle mücadelenin etkinliğini artırma amacıyla uygulandı. FETÖ ile ilgili mücadelede, diğer terör örgütleri ile ilgili mücadelede bizim hızımızı artırıyor. 3 aylık sürenin yeterli olmayacağı görülüyor. 3 ay daha uzaması MGK'da tavsiye edildi. Hükümetimiz de gerekli değerlendirmeleri yapacaktır. 

Ülkelere tepki

Fransa'da toplamda 1 yıllık OHAL ilan edildi. Dünyada kimse Fransa'ya bunu soruyor mu? Bizim görevimiz bu milletin can güvenliğini, mal güvenliğini korumaktır. O yüzden bize kimse takvim tayin etmesin. Yol haritasını bu hükümet belirler, bu ülkenin kurumları belirler. 

Hepsi bu darbenin başarılı olmasını bekliyordu, bize haberleri geldi. 

Ben buradaki muhtarlarıma sorsam olağanüstü halin uzatılmasına ne dersiniz desem? Bakın ittifakla kabul.

Ülkemizdeki olay Fransa'dan farklı olduğu gibi bir çok ülkeden farklı. Mesele ABD'den olay oluyor, bir kişi öldürülüyor. O eyalette olağanüstü hal ilan ediliyor. Yav bizdeki olay böyle değil ki.  

Bu olay tek taraflı değil. Tüm terör örgütleri beraber çalışıyor. Müttefik dediğimiz ülkeler aleyhimize çalışıyor. PKK'nın eylemlerinin artmasının tek nedeni vardır FETÖ üzerindeki ilgiyi dağıtmak. 

Safralarından kurtulan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı sınır ötesi operasyonunu başarılı bir şekilde yürütüyor. Bölgede DEAŞ'a karşı tek başına mücadele ettikleri yalanı söndü. Tezgah belli, önce DEAŞ gidiyor sonra PYD o noktaya giriyor. Biz bu ilişkiyi biz başından beri görüyorduk. Şimdi diğerlerine anlatıyoruz. Ümran Bebek'in halini gördünüz değil mi? İnşaatın içinde kan toz içinde Ümran bebeği deniz kıyısına vrumuş çocuk bedenlerini gördünüz.

Bunları bizim dışımızda anlatan yok ki

Bize aman sabır dediler sürekli. Gaziantep'te eğer DEAŞ terör örgütü o kına merasiminde 14 yaşındaki çocuğun bedenine bomba sarmak surietiyle bomba patlatılıyor ve 56 kardeşimiz orada şehit oluyor. 100'e yakın yaralı. Hastane ziyaretinde avrum 6-7 yaşında ama sol ayağının yarısının olmadığının farkında değil hala. Bütün bunlar bu ülkede yaşandı. Hala utanmadan sıkılmadan bunları dile getirmeyeceksin, bunları BM'de dertleşmeyeceğiz de nerede anlatacağız soruyorum size?

Bizim dışımızda 3 milyon mülteciyi topraklarında misafir eden kimse yok! Mültecileri Suriye'ye göndereceğiz diyorlardı. Şimdi kalkmış başka başka şeyler söylüyor. Benim milletim kalkar bir dilim ekmeği bir tas çorbayı komşusuyla paylaşır. Bu millet böyle terbiye gördü. Serer yere sofrasını ne var ne yok döker oraya. Böyle bir medeniyetin varisleriyiz. Ama bunlarda böyle bir sıkıntı yok! Suriye'nin kendi evlatlarının mücadele verdiği bir örnek var. Suriye meselesi artık yeni bir safhaya girmektedir. Yeni dönemin en önemli belirleyici unsuru Suriye'nin kendi içindeki birlik ve beraberlik olacaktır. Cerablus operasyonunu neden yaptık? Gaziantep'teki saldırı bu işin fitili oldu! Artık yetiştirdiğimiz Suriye halkı Cerablus halkı ılımlı muhaliflere dedik ki biz de arkanızdayız. Böylelikle ne yaptık Cerablus halkı oraya girdi. Ardından Rai'de yaşayan halkın isteği üzerine orayı da DEAŞ'tan temizledik.

Şimdi Cerablus'ta 30 bin kişi var

DEAŞ'ın elinde olduğu zamnlarda Cerablus'da 2 bin insan vardı. Şu anda 30 bin kişi orada yaşıyor. Suriye'de öngördüğümüz 5 milyon km karelik alan tam manasıyla oluşturulursa göç dalgalarının önü kesilecek. Bu batı bizim lafımızı dinlemedi. Geçenlerde bir siyasi söyledi; siz Türkiye'ye yanlış yapıyorsunuz dedi Türkiye kapıları açsa ne yapacaksınız dedi? Şu anda 100 kişiye tahammül edemiyorsunuz dedi? Birileri de kalkıp o siyasiye ne diyor 'Çok haklısın, senin kadar cesur konuşamayız' . Biz artık bunların temennilerine alıştık. 

Ekonomik kriz var diyorlar

Türkiye'nin önünü ayak oyunlarıyla kesemeyeceklerini görenler ekonomi kartını masaya sürdüler. Gayretli çalışmalarımız neticesinde bu taarruzları boşa çıkarttık. 2008'deki küresel kriz nedeniyle o yıla maruz küçülme yaşadık. Teğet geçecek demiştim ve birçok köşe yazarı da kendine göre dalga geçti, neticede öyle oldu. 2013 yılında Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık darbe girişimiyle ne yazık ki polisin içine sızmış olanlarla yargının müşterek operasyonu ve bölücü terör olaylarıyla, DAİŞ saldırıyla sürekli teyakkuz halindeyiz.

Buna rağmen ekonomide kırılma yaşamadık. 27 çeyrek biz hep büyüdük. Dünyada benim diyen ülkeler şu anda ekside biz artıdayız. 15 Temmuz ardından da kriz beklentisine girdiler. Milletim sadece kendisini feda etmedi, ertesi gün 2.5 milyar dolar para bozduran bu millet döviz üzerinden bir oyun oynanmasına da izin vermedi. Zannettiler ki bunlar Merkez Bankası kasasını boşaltır. Eskiden beri siyasi saiklerle hareket ettiklerini bildiklerimiz kredi derecelendirme kuruluşları devreye girdi. Ben kredi derecelendirme kuruluşlarını çok severim. Onlar da beni sever. Bunlar sipariş üzerine not verir dedim. Bizim notumuzu düşürüverdiler. Düşürdüler de ne oldu? Bunların beklediğinin çok daha üzerinde ilgi oldu. İstediğiniz kadar düşürün, Türkiye'nin gerçeği bu değil.

Darbe girişiminin ertesi günü 2.5 milyar dolar bozduran milletimiz oyun oynanmasına da izin vermedi. Zannetiler ki Merkez Bankası kasasını boşaltır diye düşündüler. Millet bu oyunu bozdu! Kredi derecelendirme kuruluşları devreye girdi. Ben onları çok severim. Onlar da beni çok sever. Çok önemli şirketin CEO'su bana dedi ki bunların sizinle arası iyi değil neden?

Kredi derecelendirme kuruluşları

Şimdi bizim notumuzu düşürdü de ne oldu? Hazine hemen bir piyasa yaptı; büyük bir ilgi gördü. Batmış bitmiş bir ülkeye bir anda 4 kat büyümede bir derece vermeye kalkıyorlar. Avrupa'dan 400 milyar avro destek veriyorlar Türkiye gibi kendi ayakları üzerinde duran bir ülkeye durağan diyor. Bu sefer durağan da demediler puanı düşürdüler. Ya hu istediğiniz kadar düşürün Türkiye kalkınmaya yükselmeye devam ediyor. Siz Türkiye'nin gerçeklerinden uzaksınız. Bunların cebine 3-5 kuruş koy istediğiniz notu veriyorlar. Bunlar böyle çalışıyorlar. Ah ah keşke siyaset birlik ve beraberlik içinde olsa da gerçeği gösterseler. Ben bunu sanayicilerimize de söylüyorum; siz de bir hjaykırın be. Dünyada sizin ürünlerinizi bunlar mı satıyor, size krediyi bunlar mı veriyor? Dimdik durun be. Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşısınız. Not ekonomik verilere göre değil de siyasi saiklerle verilince ne iç piyasada ne dış piyasada ciddi bir dalgalanmaya neden olmadı.

Biz Osmangazi Köprümüzü açtık mı, açtık. Paralı geçişlerde 2 kat artış oldu mu oldu. 20 Aralık'ta da inşallah Avrasya tünelini açıyoruz. Kredi derecelendirme kuruluşlarına tavsiyem buyursun gelsinler Tünel'den geçsinler. Bu millet kendi imkanlarıyla bunu yaptı. Biz 3 aşamalı plan hazırladık; Birinci aşama Meclis hemen kapanmadan görüşülüp kabul edildi.

Rusya'dan seferlerin başlamasıyla hemen bir patlama yaşandı. 1 ay olmadı 60 bin turist Türkye'ye girdi. Önümüzdeki yıl daha umutluyuz. Okulların açılmasıyla piyasalardaki durgunluğun azalacağına inanıyorum.

15 Temmuz Şehit ve Gazileri Anma Günü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlarla buluşmanın sonunda, 15 Temmuz'un, '15 Temmuz Şehit ve Gazileri Anma Günü' olacağını ilan etti.