Suriyeli Sığınmacıların Yarısı Okuma Yazma Bilmiyor

Gündem 12:29 | 13 Temmuz 2016

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatandaşlık ve TOKİ evlerinden verileceğini açıkladığı Suriyeli sığınmacılarla ilgili olarak %50'sinin okuma yazma bilmediği ortaya çıktı.

Şamlı Lina, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ayın başında Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilebileceği sözlerini memnunlukla karşılayanlardan. Özellikle eşi çok sevmiş İstanbul’u, “Artık benim için hayat burada” diyor.

29 yaşındaki ev kadını Lina ve arkadaşlarıyla İstanbul’un merkeze yakın eski gecekondu semtlerinden Okmeydanı’nda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde görüşüyoruz. Bu derneğe kayıtlı yaklaşık 500’e yakın aile var, 400'ü Suriyeli. Bir ara sokaktaki 30-40 metrekarelik dükkandan ibaret dernek. Gıdadan giysiye, çocukların okula kayıtlarından, derslerine yardım etmeye, pek çok hizmet vermeye çalışıyor.

İçeride resim yapan 3-5 çocuktan biri, Lina’nın 9 yaşındaki oğlu Aras. Babası, tekstil işçisi. Şu sıralar çok dardalar, 600 liralık kiralarını ödeyemiyorlar. Çünkü baba işsiz.

Milyonlarca Suriyeli'nin benzer sıkıntıları, yaklaşık 5 buçuk yıl önce başlamıştı. Mart 2011'de patlak veren rejim karşıtı gösterilere, güvenlik güçlerinin ateşle karşılık vermesi üzerine başlayan iç savaş nedeniyle birkaç yüz kişilik ilk kafile nisan sonunda Türkiye’ye sığınmıştı.

Bugün, resmi rakamlara göre Türkiye’ye sığınan 2 milyon 750 bine yakın Suriyeli var. Bazı tahminlere göre, bu rakam 3 milyondan fazla. Türkiye, dünyada en çok sığınmacı barındıran ülke. Hemen hepsi “geçici koruma” statüsünde. Nedeni, Ankara’nın 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekince. Türkiye, Avrupa dışından sığınmacı kabul etmiyor.

Bunca zamandır sığınmacı olarak bile resmi kabul görmeyen Suriyelilere vatandaşlık teklifi, Türkiye'de halen süregiden büyük tartışmalara yol açtı. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre toplumun büyük çoğunluğu buna karşı. Erdoğan ise tepkileri, “Bunların içinde çok kalifiye insanlar var. Biz almayalım da, İngiltere’ye, Kanada’ya mı gitsinler” diye yanıtladı.

Meslek sahibi olanlar azınlıkta

Okmeydanı’nda görüştüğümüz sığınmacılar, Cumhurbaşkanı’nın bahsettiği “kalifiye” Suriyeliler’den değil. Ortaokullu Lina dışındakiler, yalnızca ilkokulda okumuşlar. Hacettepe Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların yarıya yakını okuma-yazma bilmiyor. Mesleğim var diyenler, yüzde 5'ten az.

50 yaşındaki İbrahim Aluş, Suriye’de yaptığı mermer işçiliğini burada da sürdürüyor. Eşi ve ikisi engelli 6 çocuğuyla birlikte, 2 yıldır Okmeydanı’nda bir dükkanda yaşıyorlar. Haftada 300 lira kazanıyor, üçte birden fazlası kiraya gidiyor. Vatandaşlık tartışmalarına sevinmiş. Özellikle engelli çocukları için, devletten yardım beklentisinde.

Üç buçuk sene önce Kamışlı’dan gelen 25 yaşındaki Deljin de “Çocuklarım” diyor. İkisi de burada doğmuş. Deljin, “Vatandaşlık çok iyi, çocuklara kimlik var, iş var” diyor. Resmi rakamlara göre, Türkiye’de doğan 150 binden fazla Suriyeli çocuk var.

Tekstil işçisi Halepli Muhammed, Türkiye vatandaşlığına sıcak bakmıyor: “26 yaşındayım. Savaştan kaçtım, burada da askerlik yapmam” diyor.

Zorunlu askerlik meselesi, vatandaşlık beklentisindekilerin keyfini kaçırıyor. Şamlı Gülistan Hasan, 31 yaşında, eşi 34. “Vatandaşlık istiyorum ama, kocam askere giderse problem” diyor, “İstanbul’da nasıl geçiniriz?” Hemşehrisi Lina gülümsüyor: “Burada herşey para, selam bile para.”

Vatandaşlık kriterleri

Pek çok uzmana göre, benzer göç hareketlerinde olduğu gibi, Suriyeli sığınmacıların yüzde 60-70’i Türkiye’de kalıcı. Bu nedenle, hiçbir zaman dönmeyeceklermiş gibi önlem alınmalı. Ancak Türkiye'de bu yolda atılan en somut adım, geçen şubat ayında yürürlüğe giren ve pek çok sınırlama içeren çalışma izni.

Gülistan Hasan

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, geçen hafta, vatandaşlık konusundaki muhtemel ilk adımları şöyle açıkladı: "İş, tahsil ve varlık seviyesi ya da aciliyet gibi belirli kriterlerle başlayacak".

Muhammed Hasan, bu yaklaşıma karşı: “Doktor, mühendis ve bir de çok paralılara vatandaşlık verecekler. Adaletse, hep beraber olmalı.” İstanbul’un turistik semtlerinden Aksaray’da giysi satan bir dükkanda tezgahtarlık yapan Hasan, 25 yaşında, kimyager.

Birkaç yüz metre ilerideki sıra sıra lokantaların çoğunun sahibi Suriyeli sığınmacılar. Müşterileri de öyle. 22 yaşındaki Ahmed İbrahim, bunlardan birinin müdürü, “Dillerimiz hariç, biz aynıyız.”

Akrabası Ali İzzeddin, 17 yaşının son 5’inde sığınmacı. Önce Beyrut, 3 yıldır İstanbul'da. “Kursa gittim, Türkçe öğrendim. Gebze’de ambalaj fabrikamız var, 3 tane de arabamız” diyor, “Askerlik de yaparım. O zaman vatandaş olabilir miyim?”

42 yaşındaki Halepli Sami Keyali, 3 Suriyeli ortağıyla birlikte bu lokantalardan birinin 2 yıldır sahibi. 25 çalışanları var. “Normalde, Türkiye'de 5 sene kaldıktan sonra mümkün olacak diye bekliyorduk. Ama ‘Erdoğan daha kolay vereceğiz' dedi; bilmiyoruz, bekliyoruz.”

"Siyasi manevra"

İstanbul’un en lüks semtlerinden birindeki işyerinin hemen yakınında, bir alışveriş merkezinde, adının açıklanmaması koşuluyla konuşan Şamlı bilgisayar mühendisi, vatandaşlık söyleminin nedenini bilemediği siyasi bir manevra olduğu görüşünde.

“Bu hak tanınırsa, kullanır mısınız” sorusuna karşılık, kendisine verilen banka kartı büyüklüğündeki kimlik belgesini gösteriyor, “Bu plastik bile değil, bildiğiniz kağıt” diyor: “Hiç düşünmedim bile bu sorunun cevabını. Böyle bir şey asla olmayacak, yüzde 100 eminim.”