Yeni İngiltere Başbakanı Feminist Bir Muhafazakar

Gündem 16:50 | 13 Temmuz 2016

İngiltere'de Avrupa Birliği'nden ayrılma referandumu Brexit sonrası görevinden istifa eden David Cameron'ın yerine gelmesine kesin gözüyle bakılan Theresa May'in hayat hikayesini sizler için derledik...

Kimi uzmanlar 2010'dan bu yana içişleri bakanı olan, iktidardaki Muhafazakâr Parti'nin yeni lideri May'ı ılımlı bir muhafazakâr olarak tanımıyor, hatta ona "liberal muhafazakâr" sıfatını yakıştırıyor.

Kimileri ise May'in özellikle göç konusundaki görüşlerine dikkat çekiyor ve en azından bazı başlıklarda sıkı bir muhafazakâr olduğunu öne sürüyor.

Onu 'Demir Lady' lakaplı eski başbakan Margareth Thatcher'a benzetenler de var.

May'in savunduğu temel politikaları derledik…

AB referandumu ve AB'den ayrılma süreci

May, referandum sürecinde tıpkı Cameron gibi İngiltere'nin AB'de kalması gerektiğini savundu.

Theresa May Margareth ThatcherImage copyrightPA

Oylamanın ardındansa May, Brexit isteyen vatandaşların tercihine saygı duyulması gerektiğini söyledi ve "Brexit, Brexit demektir. Bu kampanyanın ardından AB içinde kalma ya da tekrar çıkarılma gibi bir yola girilmemeli" dedi.

May ayrıca, 2020 yılından öne yeni bir genel seçimin yapılmaması gerektiğini de söyledi.

Yeni lider, İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecinin başlatılması anlamına gelecek olan 50. Madde'yi ise 2016 sonundan önce uygulamaya koymayacak.

Göç

Theresa May, bugüne kadar son derece açık olarak İngiltere'ye gelen göçmen sayısının azaltılmasını savundu.

2010'da, içişleri bakanlığı koltuğundaki ilk yılında, İngiltere'ye giren yıllık net göçmen sayısını 100 binin altına düşürmeyi vaat etti.

Eve Dön kamyonları

2015'te bu rakam 330 bine ulaştı ve hedefine ulaşamadığı için eleştirilere maruz kaldı.

May, İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı dönem boyunca bu amacına ulaşmak için çeşitli yeni düzenlemelere imza atmıştı.

En fazla tartışılan uygulamalarından biri, eşlerini ve çocuklarını İngiltere'ye getirmek isteyen İngiliz vatandaşlarına en az 18 bin 600 sterlin gelire sahip olma zorunluluğu getirmek oldu.

Bazı sivil toplum örgütleri bu uygulamayı, özellikle çocukların ailelerinden uzakta kalmasına neden olduğunu söyleyerek eleştirdi.

Bir araştırmaya göre bu düzenlemenin 2012'de uygulamaya girmesinden bu yana en az 15 bin çocuk bundan etkilendi.

May'in bakanlık döneminde eleştirilen uygulamalarından biri de, yasadışı göçmenleri ülkelerine dönmeye çağıran "eve dön kamyonları" oldu.

Ancak kamyonların üzerindeki telefon numaralarına yapılan aramaların ya da atılan mesajların büyük bölümü sahte aramalar ve mesajlar oldu.

İlerleyen dönemlerde sadece 11 kişinin bu ilanlar sonucu İngiltere'den ayrıldığı ortaya çıktı.

İnsan Hakları

May, geçtiğimiz günlere kadar İngiltere'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden ayrılması gerektiğini savundu.

AB referandumu sırasında, referandumundan sonucundan bağımsız olarak İngiltere'nin AİHM'in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) yargı yetkisinden çıkması gerektiğini dile getirdi.

May, AİHM'nin yetkisinde olmasının İngiltere'nin kendi kanunlarını uygulamasıyla ilgili elini kolunu bağladığını söyledi.

Bunun, özellikle de yabancı suçluların sınır dışı edilmesiyle ilgili kısıtlanmalara neden olduğunu savundu.

Ancak başbakan adayı olması ardından kendisine AİHM'den ayrılmakla ilgili sorulan soru üzerinde artık bunu hedeflemediğini söyledi.

Kadın hakları

Kadın ve eşitlik bakanlığı bakanlığı döneminde May, feminist olduğunu söyledi.

Partisi içinde sürekli, kadınların yerinin artması gerektiğini ifade eden May, hükümetteki görevi döneminde aile içi şiddete karşı daha fazla adım atılması gerektiğini savundu.

Ancak bazı kadın örgütleriyse onu, hamile göçmen kadınların Yarl's Wood göçmen merkezinde tutulmasına son vermeye karşı çıkmadığı için eleştirdi.

Başbakanlık konuşmasında ise May çalışma hayatında erkeklerin hâlâ kadınlardan daha çok kazandığına dikkat çekti.

Eşcinsel hakları

May bu konuda iki farklı tavır sergiledi.

2002'de eşcinsellerin evlat edinebilme hakkıyla ilgili oylamada hayır oyu verdi.

2013'te eşcinsel evliliklerin önünü açan düzenlemeyi ise destekledi.

Serbest dolaşım

Theresa May, başbakan adaylığı döneminde serbest dolaşım konusuyla ilgili, "Öncelik İngiltere'deki şirketlerin ortak pazarla ticaretinin sorunsuz olmasını sağlamak ancak Avrupa'dan İngiltere'ye gelen göçmenlerin sayısının kontrol edilmesi de önemli" açıklamasını yaptı.

May ayrıca hali hazırda İngiltere'de bulunan AB vatandaşlarının durumunun Brexit müzakerelerinin bir parçası olacağını söyleyerek bu konuda bir garanti vermekten imtina etti.

Rakipleri ise AB vatandaşı göçmenlerin İngiltere'de kalabilecekleri konusunda garanti vermişlerdi.

Eğitim

Theresa May, üniversite harçlarıyla ilgili tavrını zaman içinde değiştirdi.

2004'teki İşçi Partisi hükümeti döneminde harçların artırılması yönündeki planlara karşı çıktı ve bununla ilgili sunulan önergelerde hayır oyu verdi.

2010'da, partisinin iktidar döneminde ise, öğrencilerin büyük protestolarına neden olan, üniversite harçlarını yılda 9000 Sterlin'e çıkarma planına destek verdi.

Ekonomi

Theresa May, kesinti politikalarına sürekli destek verdi.

Bakanlığı döneminde İngiltere emniyetindeki büyük kesintileri bizzat yönetti.

May'in Pazartesi günü yaptığı konuşmada ise partisinin çalışanların hizmetinde olacağını söylemesi ve çalışanların haklarına vurgu yapması dikkat çekti.

Theresa May bu konuşmasında herkesin faydasına olacak bir ekonomi programını devreye sokacağını vaat etti.

Dış politika

May, 2003'te Irak'a müdahale kararına destek verdi.

2013'te, veto edilecek olan Suriye'ye askeri müdahale önergesine de destek verdi.

2015'te, İngiltere'nin Suriye'de IŞİD hedeflerini bombalayan koalisyona katılıp katılmamasıyla ilgili oylamada da evet oyu kullandı.

May, Trident nükleer denizaltılarının ise yeni bir nükleer silah sistemiyle değiştirilmesini savunuyor.